|
KIZIM DEMEYİ ÖĞRETTİĞİN İÇİN , O TANRISAL KOKUN VE GÜLÜŞÜNDEKİ BABAN İÇİN ...
Seni kucağıma alınca; anladım Afrikada, kutuplarda hiç kitap görmemiş adamın, yaradanı nasıl anlayıp bulacağını. Seni elime alınca anladım; ne boş işlerle uğraşmışım, ne çok yıllarımı heba etmişim , ne gereksiz hırslarım varmış bir de! Nasıl da tanrısal bir duyguydu seni elime alınca hissettiğim ve bir mucize gibi kokuyordun, ve bir mucize gibi bakıyordun.
Hastaneden çıkıp , şehirde gezerken ; gördüğüm kedilerin kirlisini , temizini öpesim gelmişti , parktaki kuşlara pirinç almıştım , en az yetmiş güvercin üşüşmüştü başıma , senin adına vermiştim yemeklerini , hepsine selamını söyleyerek . İçmeden sarhoş olmuştum , bir unutup bir hatırlıyordum seni , tutmasam kendimi delice kahkahalar atacaktım. Kuşu , böceği , ağacı , pis kedileri sev kızım . Aç köpekler için kemik iste caddedeki kasaptan . Yolunu kaybetmiş kablumbağayı , burnu sümüklü küçük kızı sev . Sev ki insanlık çıkıp gelsin , rehin olduğu yerden . Sev ki ; ışıldasın insana , güzele dair ne varsa . Yağmur yağdığında salyangozları topla , ezilmesinler diye ve yeşillik bir yere bırak . Ertesi gün camında küçük bir salyangoz teşekkür edecektir sana . Hepsi için ve insanlık adına .
İsterim ki hiç yalan söyleme . EN BÜYÜK BAŞARI HAYAT BOYU YALAN SÖYLEMEMEKTİR KIZIM . Adını ''AZRA'' koydum kızım . Adın gibi hem güzel , hemde lekesiz ve kirlenmemiş bir ömür yaşayasın . Sende , Dünyadaki tüm çocuklar da güzellikle büyüyün kızım...
|